Her Ağacın Bir Hikayesi Vardır: Çam Ağacı – WOODSAKA
Her Ağacın Bir Hikayesi Vardır: Çam Ağacı

Her Ağacın Bir Hikayesi Vardır: Çam Ağacı

Merhaba,

En sıcak yaz günlerinde cesaret edip dışarı çıkabilenlerimiz varsa muhakkak başının üzerinde bir gölgelik arayacaktır. Ve eğer varsa etrafında, en güzel gölgelik parkta bir bankın üzerine dallarını uzatmış bir ağaç olacaktır. Belki de bir çam ağacı...

Ağaçların hikayesini dinlemeye çam ağacıyla devam edelim. Genel olarak kuzey yarım küreye ait olan çam ağacına İskandinavya’dan Kanada’ya, Alaska’dan Kuzey Afrika’ya, Sumatra’ya ve Çin’e dek uzanan bir yetişme alanı, 115’den fazla çeşidi var.

Çam ağaçları 3 metreden 80 metreye kadar uzayabilir, ortalama yükseklikleri 15-45 metredir. Dört farklı çeşit yaprağı vardır: tohum yapraklar, genç yapraklar, kabuk yapraklar ve iğne yapraklar. Her bir yaprak tipi, ağacın farklı yaşını temsil eder. Çam, uzun ömürlü bir ağaçtır, tipik olarak 100 yaşına erişir, ancak 1000. yaş günlerini kutlayanları da vardır.

2017 yılında gazetelerde çıkan haberlere göre yeryüzünde yaşı hesaplanabilen en yaşlı canlı California’da yaşayan “Pinus longaeva” türü bir çam ağacı. Methuselah olarak isimlendirilen bu ağaç tam 5067 yaşında. Aynı bölgede bulunan bazı ağaçlar ise daha genç, 4850 yaşındalar.

Çam güçlü bir ağaçtır. Bazı çam türlerinin tohumları çok küçüktür ve kanatları vardır, rüzgarla yayılırlar. Daha büyük tohumu olan türlere ise kuşlar yardım eder. Ağaç yeterince büyüdüğünde kozalaklar açılır ve tohumlar dağılır.

Çam ağacının iyileştirici özelliği vardır. Himalayalarda çam ormanları kutsal yerler olarak kabul edilirler, hatta buralarda dini törenler düzenlenir. Orman havası teneffüs edilerek astım iyileştirilmeye çalışılır, tohumlarından yağ elde edilir ve kozalaklar dekorasyonda kullanılır.

Kızılderililer çam ağacının kabuğunu yiyecek olarak kullanırdı. İçteki beyaz kısmı çerez olarak yerler, ya da öğüterek un olarak kullanırlardı. İç kabuk yüksek oranda A ve C vitaminine sahip, antiseptik olarak da kullanılırdı. İğne yapraklar ise soğuk algınlığına karşı tedbir olarak çay olarak içilirdi.

Çam ağaçlarının neredeyse tüm dünyada sembolik anlamları vardır. Yüzyıllar öncesine gittiğimizde görürüz ki bu özel ağaçlar bir çok kültürde önemli yere sahiptir. Amerikan yerlileri için çam ağacı hikmet ve uzun ömürlülük sembolüdür. Kimi kültürlerde bereketi ve hayatı temsil eder. Kuzey Avrupa’da çam ağaçları dini bayramları kutlamak için süslenirdi. Çam ağacının tepesi aydınlatılırdı, çünkü bu ışığın güneşi cezbedeceğine inanılırdı.

Solmayan yeşiliyle bulunduğu bölgenin solmayan rengidir çam ağacı. Bir çok iklimde, bir çok toprak çeşidinde yetişir. Soğuk iklim, taşlı toprak dinlemez, tutunur toprağa. Güçlü ve inatçıdır. Adapte olur. Tehlikeli rüzgarlarda bile kırılmaz. Yaşamak için bir iç güdüsü vardır, şartları analiz eder ve uyum sağlar sanki. Çam ağacı uzun hayatı sembolize ederken, kozalakları da hayatın devamlılığını ve yenilenmesini temsil eder.

Bir çok kültürde barışı sembolize eder. Yetiştiği yerde, özellikle yaşlı çamlarla ilgili daima bir efsane vardır, göğe uzanan başı, yaz kış yeşil yaprakları ve kocaman gölgesiyle insana umut verir. Sanatçılara ilham olmuştur, bir çok ressamın tuvalinde, öykücünün satırlarında, şiirin dizelerinde kendine yer bulmuştur.

Roman kahramanlarının sığındığı, dinlendiği, eğlendiği alanların başlıca figürüdür çam ağacı. Aklıma ilk gelen örnek Peyami Safa. Dünyevi arzuların yozlaştırıcı etkisiyle mücadele eden kahramanları doğaya sığınır, ya iki yanı çamlarla çevrili yollarda yürüyerek düşünceye dalar, çamlarla çevrili bir köşkte inzivaya çekilir. Çam ağaçlarının altında kendilerini korumaya alırlar bir nevi.

Masallarda da yerini bulur çam ağacı. Andersen anlatır bir tane, ama sonu hüzünlü onun. Ben mutlu sonla biten bir çocuk masalı seçtim: Küçük çam ağacının hikayesi. Ormanda küçük bir çam ağacı büyür. Ama çok yalnız hisseder, çünkü etrafında başka çam ağacı yoktur. Arkadaşı yoktur. Yaprakları yerine uzun iğneleri olduğu için de üzgündür.

Bir gece “ah” dedi, “altından yapraklarım olsaydı keşke”. Sabah uyandığında dileğinin yerine geldiğini gördü, altından yaprakları vardı! Küçük çam ağacı çok mutlu oldu, gün boyu altın yapraklarının güneş altında parlamasını izleyip durdu. Ama bu uzun sürmedi, akşama doğru bir oduncu geldi, altın yaprakları gördü ve hepsini topladı. Çam ağacı üzgün yeni bir dilekte bulundu: “camdan olsaydı yapraklarım kimse toplamazdı”.

Sabah uyandığında tüm yapraklarının cama dönüştüğünü gördü. Çok mutlu oldu, hafif rüzgarla sallandıkça birbirlerine çarparak çıkardıkları sesi dinleyerek keyiflendi. Ancak bir zaman sonra güçlü bir fırtına başladı, cam yapraklar birbirine hızlıca çarptı ve kırılarak yere döküldü.

Küçük çam ağacı yüne üzgündü ve bu defa “büyük, yeşil yapraklarım olsaydı” dedi. Ertesi sabah yine mutluydu, üçüncü defa dileği gerçekleşmişti. Ama bu mutluluğu daha kısa sürdü, bir keçi geldi ve bütün yeşil yapraklarını yedi.

Bu defa eski uzun iğne yapraklarını istedi çam ağacı. Ve ertesi sabah onları gördüğünde çok mutlu oldu. “Altın, cam ve yeşil yapraklar çok güzeldi” dedi kendi kendine, “ama benim gibi küçük bir çam ağacı için en iyisi bu iğne yapraklar”.

Kokusuyla, yaprak dökmeyen rengiyle, yıllara meydan okumasıyla edebiyattan törenlere kadar hayatın her alanında yer alır çam ağacı. Biz de ona yeni bir şekil veriyor, en güzel şekilde evlerinize getiriyoruz.

Çam kokulu güzel günler dilerim.

Fatma Elif.

 

Yorum Yazın

Mesajınız Kontrol Edildikten Sonra Yayınlanacaktır.

Left Alışverişe Devam Edin
Siparişiniz

Alışveris Sepetinizde Henüz Bir Ürün Yok