Goethe ve Renk Kuramı

Goethe ve Renk Kuramı

Merhaba.

 

Woodsaka ahşap atölyesinin yeni ürünlerinden biri olan Madra Parçalı Ahşap telefon kılıflarını hazırlarken en çok önem verdiğimiz, üzerinde hassasiyetle durduğumuz hususlardan biri renklerdi. Tasarımlarımız ne kadar güzel olursa olsun, onları öne çıkaracak olan renkleri olacaktı. İyi bir çizimi güzelin ötesine taşıyacaktı renkler. Kısacası, renk deyip geçmedik. Ve üzerinde uzun uzun düşündük.

Renk, dünyayı biyolojik ve kültürel açıdan nasıl deneyimlediğimizin esas parçalarından biridir. Renk teorisinin erken tanımlarından biri Goethe’den gelir. Faust, Genç Werther’in Acıları gibi başyapıtlarıyla gönlümüzde taht kurmuş olan Goethe, sadece bir yazar değildi. Romanlar, oyunlar ve şiirlerinin yanı sıra farklı konularda bilimsel çalışmalar da yaptı. 1810’da basılan kitabı Renklerin Kuramı (Theory of Colors), o güne dek geniş kabul gören Newton’un renkler kuramından farklıydı. Bu çalışma her ne kadar bilim dünyasının büyük bir kısmı tarafından kabul görmediyse de, önde gelen felsefeci ve fizikçilerin çoğunluğunun ilgisini çekti.

Goethe, renkler konusunda Newton’un rengin sadece ışık ve renk spektrumu tarafından belirlendiğini savını reddetti. Onun yerine, rengin bakış açısı ve aydınlık ve karanlık tarafından belirlendiğini savundu. Ona göre karanlık, pasif bir ışık yokluğu değildi, bilakis renk spektrumunun aktif bir unsuruydu. Bu argümanlarıyla Goethe, rengi ve renk teorisini, renklerin nasıl algılandığını ve birbiriyle etkileşimini, araştıran ilk kişilerden biri oldu. Goethe bunu, “Aydınlık ve karanlık, parlaklık ve loşluk ya da daha genel bir ifadeyle aydınlık ve onun yokluğu rengin üretimi için gereklidir... rengin kendisi karanlığın bir derecesidir.” diye tarif eder.

Bilimsel olarak Newton haklıydı. Goethe’nin teorisi ise saf pozitif bilimden çok sanat ve felsefeydi. Goethe kendi renk çarkını yarattı ve renkleri kendi deyimiyle doğal sıralamalarına göre bu çembere yerleştirdi.

Yukarıdaki çembere kırmızıdan başlayarak dikkatle bakarsanız ‘güzel’ anlamında ‘schön’, ‘asil’ anlamında ‘edel’, ve ‘iyi’ anlamında ‘gut’ kelimelerini görürsünüz. Her kelime çemberde bir bölüme tekabül eder. Goethe’nin teorisinde sarı aydınlığa, ışığa en yakın, parlak ve heyecan verici bir renktir. İyiyi temsil eder. Kırmızı ağırbaşlılık, itibar ve çekicilik ya da güzelliğin temsilcisidir. Diğer yandan mavi güçtür, ancak biraz da negatif yanı vardır ve soğuk bir etki yaratır.

Bu tanımlamalar belki de onun teorisinin en heyecan verici kısmıydı, renklerin duygular üzerindeki psikolojik etkisi. Bir şair içgüdüsünden doğan bu betimlemeleri ufak detaylarla bir sonraki yazıda inceleyelim.

Renkli, ışıklı bir gün dilerim.

 

Fatma Elif

• • • • •

Yorum Yazın

Mesajınız Kontrol Edildikten Sonra Yayınlanacaktır.

Left Alışverişe Devam Edin
Siparişiniz

Alışveris Sepetinizde Henüz Bir Ürün Yok